Kötü sözden dil bağından ve iftiradan nasıl emin olunur?

Hz. Mevlana

Hz. Mevlana

Merhaba Dostlarım…

Ekseriyetle gelen sorularda birine daha Allah c.c.’nun izni ile cevap vermek isteriz. Bize gelen soruların pek çoğu insanların yarım yamalak bilgileriyle cevaplandırmış olduğu sözüm ona ulema geçinen ebu cehillerin elinde mukaddes kitabımız Kuran-ı Kerim ile kendilerini alim gösteren cüheyla takımının  neticesinde yanlış bilgiler dilden dile kulaktan kulağa yayılmakta. Bir nebze yanlışları giderirsek ne mutlu bizlere. Allah doğru bildiğini gizlemeden söyleyenlerden razı olsun.

Kardeşlerim dil bağlamak demek bir kimseyi konuşamaz hale getirmek değildir. Yavuz sözler konuşanların hakaret iftira ve gıybet gafletini dillerine pelesenk etmiş kimselerin yavuz sözden arındırılmasıdır. Öyle ki bir komşunuz bir akrabanız hatta öz ablanız dahi sizin hakkınızda gıybet edip iftira atıyor olabilir. Bunu açıkca biliyorsanız ve onunla yüzleştiğiniz halde diline dur demiyorsa kişi kendini kötü sözden korumak için ilme başvurmalıdır. Zira aksi takdirde kişi büyük günahların sebebiyeti olabilir. Yavuz söz ettiği kişinin evini ailesini psikolojik sağlığını harab edebilir. Dil bağlamak kişiye yönelik olmaz yani falancanın dilini bağlamak değildir. Genel olarak vefki taşındığında taşıyan kişiye Allah c.c. nun izn-i keremiyle kimse kötü konuşmağa cesaret edemez. Ondan yana iftira ve gıybet laf konuşamazlar.

Kardeşlerim gıybetin hakaretin ve iftiranın haklısı olmaz. Hakkın olduğu yerde şeytanilik olmaz! Bir kimsenin hele ki müslüman kardeşinin açığını dışa vurmak yanlışını yavuz dile getirmek konu komşusuna söylemek eskilerin yavuz dil yani köpek ağızlı demesini haklı çıkarır. Bir kimsenin kusurunu açığa çıkaranlar gıybet edenler hakaret ve küfredenler İslam dininin güzellik ve ahlakından eksik kalmışlardır. Ne yazık onlara… Allah cümlesini ıslah etsin. Amin.

Birde diğer bir konu olan ve dil bağı ile karıştırılan ağız bağı vardır kişiye islam dışı usuller ile (büyü) yapılan çenesini ağzını bağlama konuşmasını engelleme kekeletme veya ağız kaydırma eylemleri vardır. Bunlarında yine şifası Allah’ın ilminde mevcuttur. Onun kıskıvrak yakalayamadığı hiç bir şey yoktur. Biz aciz kullar ise onun müsaade ettiği miktarda ilminden ve rahmetinden feyizlenir kulluğumuz gereği ilmi ibadetle birleştiririz.

Bu tip sıkıntıları olan kardeşlerimiz Allahın izni ile dermanı yönünde bize danışabilirler. Lütfen ağız  bağı veya çene bağı dediğimiz bir kimseyi ilalebet susturmak konuşmasını bozmak yada kekeletmek için bizim kapımıza gelmeyiniz. Biz sadece yavuz söz konuşanları bu işten men etmek yönünde Allahın izni ile amel görürüz. Veyahut çene bağı yapılmışları Allahın izni ile onun şifasına bir vesile olabiliriz. Selametler dilerim kardeşlerim.

CÂN HOCA İLETİŞİM: havasalimi@yandex.com

Kısmet Açma için Yapılması Gerekenler

kısmet açma

Merhaba.

Pek çok insan bu günlerde kısmetsizlikten şikayet etmektedir. Bazıları maddi kısmetinin bazıları manevi kısmetinin kapanmış olduğunu söylerler. Ellerini neye atsalar kuruttuklarını söyleyerek bize gelirler ve kısmet açma duaları ile ilmimizden nasiplenmek isterler. Öncelikle kısmetsizliğin çeşitli sebepleri vardır. Bir adam/kadın küfre girmişse ve Allah c.c. onun kısmetini kapamış, nasibini azaltarak cezalandırmış olabilir. Böyle bir kısmet bağını çözmenin tek yolu o kişinin Allah c.c.’ya yakarması ve içtenlikle tevbe etmesidir. Bu gibi bir durum olduğu düşünülüyorsa yapılacak başka bir iş yoktur. Fakat kısmet nevilerinde çoğu kez sıkıntı kişiye tasallut olmuş cin ve bu cinleri besleyen büyülerden mütevellittir.

Cin musallatında kısmet açma

Cin enzalarından İbnül Kerkes bir gün çölde yol alır iken kendini çölün ateşine teslim etmiş bir yabancı görür. Selam vererek yabancıya şehre böylesi yakın bir yerde neden bitap bir biçimde eceli çağırdığını sorar. Kişi önce “sen var git yoluna ben gideyim yoluma” der. Kerkes Efendi Müslüman Müslüman’a sırt dönmez diyerek adamın kederini öğrenmek ister. Israr üzerine adam “ben artık cesetten farksızım. Ne hanımım ne dirhemim var. Bağ kursam kurur, sur diksem çöker, altın bulsam toprak olur. Vallahi bende çare yoktur” diyerek derdini beyan eder. Kerkes Efendi oracıkta adama musallat olup avret yerinden omuzundan ve kafasının tam tepesinden ona sülük gibi diş geçirip kanına tüküren 3 şeytanı (kötü cin) fark eder. Adama bu hali anlatınca adam Kerkes Efendi’ye çaresini bilip bilmediğini sorar. Kerkes Efendi adamı evine konuk edip bitkinliği geçene dek yedirir, içirir. Ona her gün kısmet açma duaları okuyup kendi mümin taifeleri ile adamın azalarına yerleşen şeytanilerin soyunu kurutur ve adamın düşünce ve azalarını kirleten bu şeytanları 41 gün içinde yakıp bertaraf ederek köpek misali yalvaracak hale getirir. Sonrasında bu kişi evinin olduğu memleket olan Habeş diyarına yol alır. Orada kazandıkça kazanır. Eşler ve altınlar içinde büyük bir ticaret kervanı kurar. Bu olay Kerkes Efendi’nin Tıbbül Legaşeh isimli eserinde yer bulmaktadır.

Bu minvalde anlayacağınız gibi kardeşlerim dermansız dert yoktur. Kendinizi çöllere, yalnızlıklara, bunalım ve buhran çukurlarına atmak yerine önce Allah c.c.’ya sonra ilim sahiplerine güvenin ve ilmi ehline emanet edin. Cahilce ve sapıkça tariflerle ne kısmet açma duaları yol bulur ne de dermana erilir. Bizler sure, ayet, vefk ve yardımcıları bu işlere Allah c.c. icazet verirse vekil kılarız. O Allah ki ol dediğini oldurur.